| | Üretsiz Blog oluştur
Iyi kötü yorum yazmayi ihmal etmeyin lütfen (:

Aşk-ı Lâl

öylesine...


 
Yitirdiğin herşeyde kazandığın
bir şey var;
Kazandığın herşeyde biraz yitirdiklerin
Bu yüzden birileri hep ısınıp dururken

dinmez karşılıksız üşümelerin...

Yüreğimin yorgun yanına, yüreğimin yorgunluğuna…

 
Yüreğimin yorgun yanına, yüreğimin yorgunluğuna…

Ne çok yordum yüreğim ve ne çok yordular seni..Bedenim yorulsa dinlendirirdim, zihnim yorulsa belki oyalayabilirdim..Ya yüreğim, seni nasıl dinlendireyim…

Hangi gölgelik dinlendirir ki söylesene seni, hangi ırak belde iyi gelir..Acıtılmışlık var içinde yüreğim, biraz kanatılmışlık..Ne bir tabip çare olur derdine, ne de bir merhem var bu naçar haline..Senin çarende, derdin de saklı kendi içinde…

Neler yormadı ki seni, nelerle yoğrulmadın ki?..

Hatırlar/mı/sın?..

Gökyüzü neler düşündürürdü sana?. Yıldızlar, yağmurlu geceler sonra, uzun yürüyüşlerde yollar..Söze sığar mı hatırlananlar, değer bilir mi hatırda kalanlar?.Kaç kez şahit oldu gözyaşına yıldızlar, aya mı sormalı sessiz feryatlarını yoksa?..

Ah yüreğim ne çok hatırlayışların var, ne çok hatırda kalışlar..Bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı var diyorlar, bir fincan değilse de bir acı kahve yudumlamışlığım var..Bir fincanın kırk yılsa hatırı, söyler misin yüreğim bir yudum acının ki ne kadar?..

Ah sızılar, ah sızlayışlar…

Bugün HüzüN yanıma düştü bütün yağmurlar..Islandım biraz, gözyaşımda..Yağmur yeryüzünün bereketi olup düşer ya buluttan..Gözyaşımda öyle boşalır yanaklarımdan...

Yaşım, yüreğe bereket olası gözyaşım..Sal ki yeşersin yürekte umutlar..Sal ki bahara dönsün yarınlar…

Bir Vâveyla Yangını...

 
Bir Vâveyla Yangını...

Ağlayarak uyanmaktır bir rüyâdan seni sevmek..
Bulutlarda gözlerini aramaktır bir vâveyla yangınıyla..
Sükûtuna hamdetmektir, varlığın kâfi..


"Ağlama"derken hısım akraba, gülmeyi öğrenmektir gülen gözler(in)den..
Bir dağ başı yalnızlığı çekmektir binler içinde..
Varlıkta yokluk neymiş, ezber etmektir..


Haddini aşıp susuz kalmış bir şehrin, el açmasıdır merhametine..
Yalvarmak, yakarmak şöyle dursun!
Dilenmektir kapında!
Düğünüm olsun!

Güneşe hasret kalmamaktır varlığında..
Varlığında yok olup, yokluğunda kor olmaktır seni sevmek..


Kundaktaki bebelere adını belletmek çabası bazen..

Bazen..
Tenha bir kabristanda, ömrüne değmemiş bir cesedi sulamaktır, gözyaşlarıyla..
Sırf başucundaki taşa ism-i gül'zârın nakşolunmuş diye..

Seni sevmek delirmektir!
Delirmek ki, sevmektendir!
"Katl" fermanımı asmak boynuma..
Akla şirk koşup, gönle biât etmektir!..

Zaman



 
Zaman Herşeyin İlacı Değil..
İçinden Zaman Geçmeyen Yaralar Var..

Avaz avaz susuyorum! ..

 

 

 

 

 

Yüreğimin
Sesini duyuyor musun?
İnadına;
Avaz avaz susuyorum! ..

Yanımda yoksun,
Ama;
Bende çoğalıyorsun! ..

Özlemler kılıç,
Vuslatsa kalkan...
Sensizlikle savaşıyorum! ..

Susma Ömrüm!

”Susmak aşkın dilidir” diyen sevgili,
Konuş şimdi kelimelerine ihtiyacım var…


Parça tesirli sancılar düşüyor kalbime…
Düştükçe uçurum, sancıdıkça aşk…Ve aşklaştıkça kalp daha çok parçalanıyor, hayat yaklaştıkça daha bir özlüyorum.
Kabul ediyorum, galibimsin!..
Ve ben her şeyini savaş alanında bırakan mağlup bir komutan gibiyim şimdilerde…
Tüm zaferlerimi sende yitirmişim…Kör bir şahinin gözleriyle yol arıyorum kendime.Sana çıkmayacağını bildiğim yolları görmekten korkuyorum belki de kim bilir?

Çıkmaz sokaklarda kısır kalıyorum döngülere…
Ve ben dönemezken kendime, labirentlerinde kaybolmuşken,
Sağım sen, solum sen, yolum sen, yönüm sen olmuşken,
Senden gayrısına yok, yokluğuna ram olmuşken,
Susma ömrüm!..


Yol kesil cehenneme…


Keskin bir virajsın içimde bir türlü alamadığım…
Ne zaman geçmeye kalksam senden;
Ya bir uçurum boşluğu, ya bir şarampol oluyor sonum…

Uzanan elleri tutmuyorum…Yüreğime taktığın alyans tutuyor içimi,
İçimi bırakmıyorum…
Dul bir hasrete yadigar kalıyorum ötelerde.
Yar dediğimi ağyar, yaban dediğimi yar sanıyorlar…
Sancılanıyorum sessizliğine
Tüm vakti;
Susturucu takılmışken yüreğime,
Haykıramazken, her kurşun içimi parçalarken,
İnfilak ederken isyanlarım sensizliğe,
Ve akarken gözümden ırmak ırmak,
Susma ömrüm!..

Ateş kesil cehenneme…

Tüm piyonlarım tükendi…
Elimde bir şah,
Nereye koysam kendine mat çekiyor…
Cemreler ihanet ediyor adına,
Aslı hükümsüz…Kendini bile ısıtmıyor…
Adım lal kalıyor zemheri ayazlarına,
D-üşüyorum!..

Muhaciri değilim gayrı bu Arafın…
Ne cennet kokabiliyorum, ne cehennem yanabiliyorum…

Kendimsiz bir kent kuruyorum yokluğunun sokağına…
Baykuşlara sakinlik yapıyor kentimin ıssızlığı,
Sesine parazit yapan bir sesle yıkılıyorum
Uğraşma aşk!..
Kal(n)dıramazsın;
Kumdan kaleler gibi bir rüzgarlık değil, bir cümlelik yıkımlarım…
Bilmem ki hangi rihter ölçer sarsıntılarımı,
Artçı sellere verirken sitemimi,
Sana ‘’sus”arken,
Ölüme ‘’sus”arken,
Müptelasıyken kahramanı bıçaklanmış masalların
Aşk için aşıkları ezip geçmişken,
Susma ömrüm!..

Şehadet getir cinnetime…

Öznesi sen olan bir ömre verdim adını,
Ki ölüm yar olana kadar tek yar dediğim ol diye!..
Sana geldim, ölüme yar etme diye.
Susma diye çırpınışlarımın tek müsebbibisin…
Biliyorum aldırmıyorsun,
Dönmeyeyim istiyorsun sultanlığına.
Ve aslında AŞK’tan korkuyorsun
Zulmetin sırtımda yama olurken yar’alarıma!..

Hani olur da geldiğimde bir gün;
Kapanacaksa yüzüme şehrinin kapıları,
Her lisanı lal bırakan bakışlarım anlamını yitirecekse eğer
Ve el elini tutacaksa ellerin,
Elimde değil, yanacağım!..

O vakit gülüp geçeceksen yangınlarıma,
Sarmayacaksan,
Benimle kınanıp, benimle yanmayacaksan,
Cennetten kovulmayı göze alamayacaksan,
Bir sözüne çölde vaha gibi susarken
Öyle umarsız susacaksan;
Sen de sus ömrüm!..

Sus!..
Sus ki; ölüm bana yar, ben ölüme YAR olayım…

Sen toprak kesil cesedime!..

Bir sehri aglatacak kdr agirdi gidisin...

 
Bu şehri ağlatacak kadar ağırdı gidişin
Şimdi yokluğunu koynuma aldım
Karanlığın bile hüznümü kaybedemediği bir gecede
Hesap soruyorum
yüreğime
boyundan büyük sevmek
sana mı düştü diye


Her yer sen kokuyor işte

Her şeyde senden bir parça
Böyle çaresiz böyle yarım kaldım işte
Sol yanım acıyor
Her atışı yokluğunun isyanı şimdi
Yanmaktayım işte

Nasıl sevmişim oysa seni
Ne kadar sen olmuşum
Ne kadar çok ben olmuşsun

Nasıl mecburmuşum
Nasıl tutulmuşum
Sensizlik ölümmüş oysa
Oysa ne zormuş ölüm
Bir damla sen diye yalvarıyorum

Ben deli divane olsam da
YOKSUN

Daha fazla yorma beni

 

 


 

'Hayat...' Dur bekLe ßeni DizLerimde derman kaLmadı ardından ko$acak!
'A$k...' Her geçen gün öLdürme yüreğimi; Bi Can daha kaLmadı verecek!
'MutLuLuk..' Kaçma Benden her defasında Bu sefer değerini BiLeceğim Senin!
'Acı...' Uzak dur Benden Hiç sevemedim Ben Seni!
Vee...
''Sen...'' Daha fazLa yorma Beni...! Ben fazLasıyla ödedim Senin uğruna kaybettikLerimin BedeLini...!

Ey gecelerimin cinneti!


“Ben kaybettikçe kazandım çok şeyi
Sense kazandıkça kaybettin her şeyi..”


Ey acılarımın başkenti!
Ey gecelerimin cinneti!

Öyle kolay olmayacak gidişin
Daha ilk adımında sendeleyeceksin
Bir yangın yayılacak parmak uçlarından
Bu şehrin buz tutmuş taş duvarlarına
Göreceksin
Gezdiğin bütün sokaklarda
Düşlerim takılacak ayaklarına
Titreyeceksin

Ey hayallerimin kaçağı!
Ey gönlümün sustalı bıçağı!

İlk darbeyi hatıralar saplayacak sırtına
Bütün şarkılara küseceksin
Sahipsiz mezarlarda bulacaksın ikimizden kalanı
Ve bir duvar gibi çarpacak kimsesizliğin yüzüne
İrkileceksin

Ey yalnızlığımın miladı!
Ey uykularımın celladı!

Önce kendi yalanların hançerleyecek seni
Sonra “keşke”lerin
Bir kar yangınında buzlar misali çözüleceksin
Gözlerinden kara yağmurlar gibi dökülecek pişmanlığın
Tükeneceksin

Ey çığlıklarımın sireni!
Ey ömrümün kara treni!

Köhne bir istasyonda
Tek kanatlı bir kuş konacak omuzlarına
Kırdığın bir kalbi bırakacak avuçlarına
Şaşıracaksın
İşte bu son durağı olacak kaprislerinin
Delik deşik bir hasretle düşeceksin kaldırımlara
Ellerin bile el vermeyecek sana
Ayakların çoktan çekip gitmiş olacak
Gözlerin en uzak yıldızlara takılacak
Ve yıkılacaksın
Bir sen bir de o taş kalbin
Kalacak sokak ortasında
Kaderinse yaşlı bir çöpçünün yorgun ellerinde
Sızlayacak
Ağlayacaksın
Belki biraz geç olacak ama

İşte o gün
Kimi kaybettiğini anlayacaksın…

Mevlana

 
Hadi yaramı sarmaya merhemin yok
yalandan da olsa gönül alamaz mısın?

Mevlana